7 Ağustos 2012 Salı

Tatil Dediğimiz PALAMUTBÜKÜ'N de Olur :)




Uzun zamandır yazamıyorum ama bunun bir sürü nedenlerinden en büyüğü bu günün konusu olmaya hak kazandı. Tatil… Benim için tatil pek de dinlenmekle geçmese de en azından sevdiğim bir yerdeydim. Kafamdaki tatil olgusu yaşayamamak engel olamadı tabi içimdeki deniz sevdalısına. Öğlen çıkılmaz vay efendim akşam girilmez filan demedim 7/24 denizde kaldım. Tabi gezmeyi de elden bırakmadım. Daha öncede gelmiş olduğum için havuz gibi denizi mükemmel sessizliğiyle Palamutbükü’nde 8 gün geçirdim. İyi ki geçirmişim yaklaşık 7 sene önce gelmiştim ama bu sefer çok farklı ve gelişmiş buldum burayı. Turizmin sonuna kadar girdiği yerlerden olmasa da yöre halkı daha önce bostan ektiği deniz kenarı tarlalarına minnoş minnoş evler kondurmuş. Yemek yiye bileceğiniz yerler de artmış ve en önemlisi yabancıların yatlarına mabet olmuş durumda.
Datça’nın koylarının hepsi birbirinden güzel ama yollar o kadar virajlı ve ulaşımı zor ki koylar sadece teknelerle gezile biliniyor. Buradaki en güzel gezilerde zaten ya yürüyerek ya da tekneyle yapılıyor bunun bir diğer nedeni de çoğu bölgenin sit alanı oluşu.Etrafta başta Knidos olmak üzere bir çok kazı alanı da var.
Datça merkezden çıkıp Palamutbükü’nün virajlı ve dar yollarına girince karşınıza hem yüksek ve sarp kayalıklar hem de yeşilin her tonu çıkıyor. Görülen çoğu yeşil alanda köylülerin bademlikleri. Bademler ben oradayken pek olmamıştı ama şimdi çıksanız dünyanın en güzel bademlerini yiyebilirsiniz. Ayrıca bademler o kadar çeşitli ki nurlusu, yaşı, kırığı her biri başka bir tat. Orada her şey organik. Deniz kıyısında kahvaltı etmeye bile çıksanız zaten oralı insanlar işlettiği için onların bademini, balını, güzel yeşil zeytinlerini, zeytinyağında yapılmış kendi tavuklarından aldıkları köy yumurtalarını yiyorsunuz.
Genellikle memur kesiminin öğretmenlerin rağbet ettiği bir yer. İnsanlar sakin ve saygılı kısacası Bodrum’daki Antalya’daki tatil yok burada diskosu olmayan bir yer gençler zaten kısa zamanda kaynaşıyor kimsenin yüksek sesle eğlenme gibi bir derdi yok. Eğer çok sıkılırsanız hediyelik eşya bakmaya çıka bilir el emeği camdan mükemmel kolyelere, süs eşyalarına istediğiniz deseni verdirip oldukça uygun fiyata sahip olabilirsiniz. Orada gece sıkılanlar bile Bodi’nin Yerine gidip canlı musiki tarzınla söylenen müzikleriyle içkilerini içip kendi dünyalarını yaşıyorlar. Ben ramazan aynında gittim kişisel tercihlerime kimse neden demeden gönlümce yedim içtim. Kısaca ege insanının hoşgörüsünü en rahat yakalaya bileceğiniz yerde 8 gün geçirdim. Kaldığım yerlerde her zaman temizdi geçen geldiğimde de yemek yediğimde de her zaman güler yüz ve temizlik gördüm.

 Kalmak için tercihim denizin biraz gerisindeki İskandil Apart otel oldu. Yemekler bize aitti ama 7 aile birden geldiğimiz için bizi oldukça yordu özellikle tavsiyem az kişi gidip sakince buranın keyfini sürmemiz. Apart o kadar temiz ve büyük ki benim gördüğüm nadir yerlerden. Sahipleri de çok naif insanlar her daim aile ortamını yakalaya bilmeniz için size yardım edebilmek ve memnun ayrılmanızı sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Denize çok olmasa da 100 metre geride kalıyorduk ama kimse şikâyet etmedi o kadar güzel bir denizi var ki tertemiz ve havuz gibi. Balıklardan korkan ve deniz canlılarıyla arası iyi olmayan biriyim ve burada incecik balıklar hariç hiçbir şey yok. Su her daim tertemiz gelen yatlarda hep yabancı olduğu için kirlikten bahsedemiyorum bile. Plajı minik çalıklardan oluşuyor genelde az çocuğun olduğu bir yer kafa dinlenmelik yani herkes sahilde açmış kitabını okuyor. Çok acıkırsanız sahil de birer bira ve harika gözlemelerle mutlu mesut gününüzü geçire bilirsiniz.
EĞER GİDERSENİZ SABAH ERKEN KALKIP DENİZİ GÖRMENİZ GEREK İNSANI CANLANDIRIYOR…
                    
                                          XOXOÇilekekse





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Burada Kaybola Bildin mi?