18 Ağustos 2012 Cumartesi

S.A.T.C. Izlemek Ne Değiştirir?


Bir film izledim ve hayatım değişti. Oh be sonunda söyleyebildim. Cümlenin daha doğrusu söyle olabilirdi ‘ 6 sezon ve 2 devam filmi izledim ve hayatım değişti.’ ama bir klasik yapayım dedim. Bana insanların konuşarak anlaşamadığında neler yaptığını daha iyi anlatan bir eser sor sanız yok derim.  Çünkü her ne kadar popüler kültürün malzemesi ve vakit kaybı gibi görünse de SEX AND THE CITY insanlara hayatın nasıl devam ettiğini anlatıyor. Kimse benim hayatımın her alanı mükemmel bir öğretiye bağlı ve harika dolu dolu gidiyor diyemez. Bir hayat dolu doluysa kesin bir karmaşadır ve bir öğretiniz varsa bu kesinlikle karmaşaya izin vermez.
O yüzden hepimizin bir parçasını yaşadığı ve her hareketimizin bir başkasının hayatını bazen kökten bazense kıyısından değiştirdiği bir dünyada bizi bize anlatan bir yapıt bu.

17 Ağustos 2012 Cuma

NoT Happy :(

Her olağan gün gibi bu günde evdeydim. Ne mi değişti hiç bir şey tabi ki... Yılda bir bunalıma girmeme yetecek kadar sarsıcı bir olay yaşamayı seçtiğim için hiç bir şey değişmedi ve değişmeyecek. Geçen yıl kaçtım, bu sene panik atak krizleri geçirdim ve hala bir şey değişmedi. Kendimi odama kapadım evde boş oturmak dinlenmek değildir dedim ve kendimi dinlenmeye aldım. Mutlu muyum NOOOOW! Peki neden yaptım ? Bilmiyorum.

Olağan saplantılarım dan uzaklaşmayı başardım sanırım yemeklerden, ilgisini manyakça göstermiş ama 18 yılın sonunda bunu yalandan görev usulu yaptığı fark etmiş ve vazgeçmiş babamla olan sorunlarımdan ve yalnızlığımdan. Peki ne değişti hiç bir şey. Bazen sadece düşünerek yaşandığını hissediyorum. Herkes bir şeyler düşünüyor ve sonuca varamadan paranoyaklaşıyor. Buna da sanırım umut diyoruz kimide hayal kurmak diyor. Bense bunalımlarımın tavana ulaştığı gün diyorum. Hiç bir şeyin değişmediğini bile bile çabalıyorum hemde olduğum yerde sanki bir koşubandındayım hızla dönen ama insanı yormaktan başka bir şeye yaramayan.
I'm not happy
 Şimdi de karşımda kocaman bir ÖSYM sayfası üzgünüm seni koyacak bir yer bulamadım bana az seçenek verdin kendini aç diyor peki ben ne yapıyorum hiç bir şey. Bundan sonrada böyle yapmaya devam edicem. Artık çırpınmak yok kendi kurallarım. Kendi hayatım kısacası dünyanın benim etrafımda döndüğü cenneti kurmaya kararlıyım. Psikolojik sorunlar artık beni hiç ilgilendirmiyor çünkü! Başkalarının uydurduğu şeylerle yaşamıycam. Ben ben olamıyorsam gerisini ne önemi var? Bu olayların hepsi beni şizofreni ve 3 karakteri hale getiriyorsa neden uğraşayım ki?

                                  XOXO Çilekekse

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Şimdilerde Buralarda


Şimdilerde buralarda moda olan karma olmak eminim Türkiye de ve metropol kentinde yaşıyorsanız beni çok iyi anlamışsınızdır. Eskiden herkesin birbirine saygısının olması normalken artık birbirimizin gözüne sokarak tercihlerimizi yaşıyoruz. Ve adı saygılı bir yerde yaşıyor olmak. Saçmalıktan başka bir şey değil. Her kes en uç ve radikal hayatı yaşayarak yalnızlaşıyor sadece. Bu gün normalde her ülkenin başkentinde görülen bir şeyin bizde nasıl abartılarak yaşandığını anlatmak istiyorum.
Karma bir yapıda yaşıyor olmak beni rahatsız etmiyor. Beni rahatsız eden asıl kimsenin kafasına göre yaşayamıyor olması. Yalnız yanlış anlaşılmak istemiyorum. Her kes istediğini yapıyor ama aslın da özgür yaşamak bu değil mesela ben kafasını saçlarının içeri uzamasını sağlayacak kadar sıkı kapatan birine ters ters bakmıyorsam o da bana sırf istediğim boy şortu giydim giye ' heyyy fahişeye bak, kapat o çırpı bacaklarını '  bakışı atmamalı ama atıyor. Hem de bunu yapanların her geçen gün sayıları artıyor. Ya da kısacak elbiseli kızlara sözde Müslümanın hası olan ama ramazanda sifli sifli evinde JB. İçen ruhsuz kroların tavuk buduna bakar gibi bakmaları midemi bulandırıyor. Bence kimse tercihiyle tanımlanamaz kendini tanımlaması da beni ilgilendirmez. Başımı Müslüman kurallarına göre bir örtünün içine sığdırmam o başımın içinde sakladığım fikirleri de Müslüman ahlakına göre düzenlediğim anlamına gelmez.
Ve Gerçek Değerler Çocukları Sıkıştırmaz Kafalarını Yıkamaz!!!
Kısacası bu tercih işi toplumu gerinin gerisine götürmeye yarıyorsa ve olayı meşrulaştırmak adına yapılıyorsa tercih hakkı vermenin gereği yok. Muhteşem bir manzaraya bakarken arkamdaki Müslo sürüsünün aygırca konuşmalarına maruz kalıpta toplumun onların yanında olması kadar saçma bir şey olamaz. Hayatım boyu böyle bir şeyi çekecek miyim NOOOOOW! Ama unutulmamalı ki insanların ahlakı buna göre ölçülemez ve ahlakın 500 çeşit bağlama şekli yoktur.
  
                               XOXOÇilekekse

7 Ağustos 2012 Salı

Tatil Dediğimiz PALAMUTBÜKÜ'N de Olur :)




Uzun zamandır yazamıyorum ama bunun bir sürü nedenlerinden en büyüğü bu günün konusu olmaya hak kazandı. Tatil… Benim için tatil pek de dinlenmekle geçmese de en azından sevdiğim bir yerdeydim. Kafamdaki tatil olgusu yaşayamamak engel olamadı tabi içimdeki deniz sevdalısına. Öğlen çıkılmaz vay efendim akşam girilmez filan demedim 7/24 denizde kaldım. Tabi gezmeyi de elden bırakmadım. Daha öncede gelmiş olduğum için havuz gibi denizi mükemmel sessizliğiyle Palamutbükü’nde 8 gün geçirdim. İyi ki geçirmişim yaklaşık 7 sene önce gelmiştim ama bu sefer çok farklı ve gelişmiş buldum burayı. Turizmin sonuna kadar girdiği yerlerden olmasa da yöre halkı daha önce bostan ektiği deniz kenarı tarlalarına minnoş minnoş evler kondurmuş. Yemek yiye bileceğiniz yerler de artmış ve en önemlisi yabancıların yatlarına mabet olmuş durumda.
Datça’nın koylarının hepsi birbirinden güzel ama yollar o kadar virajlı ve ulaşımı zor ki koylar sadece teknelerle gezile biliniyor. Buradaki en güzel gezilerde zaten ya yürüyerek ya da tekneyle yapılıyor bunun bir diğer nedeni de çoğu bölgenin sit alanı oluşu.Etrafta başta Knidos olmak üzere bir çok kazı alanı da var.
Datça merkezden çıkıp Palamutbükü’nün virajlı ve dar yollarına girince karşınıza hem yüksek ve sarp kayalıklar hem de yeşilin her tonu çıkıyor. Görülen çoğu yeşil alanda köylülerin bademlikleri. Bademler ben oradayken pek olmamıştı ama şimdi çıksanız dünyanın en güzel bademlerini yiyebilirsiniz. Ayrıca bademler o kadar çeşitli ki nurlusu, yaşı, kırığı her biri başka bir tat. Orada her şey organik. Deniz kıyısında kahvaltı etmeye bile çıksanız zaten oralı insanlar işlettiği için onların bademini, balını, güzel yeşil zeytinlerini, zeytinyağında yapılmış kendi tavuklarından aldıkları köy yumurtalarını yiyorsunuz.

Burada Kaybola Bildin mi?